24 Aralık 2020 Perşembe

AHMET BÜKE ÇOCUK KİTAPLARI

 Belki biliyorsunuz, belki de yeni duydunuz burada. Kızımın inanılmaz keyifle okuduğu, hatta Acıbadem'de sürekli gittiğimiz kitapçının kapısını aralayıp; '' Hasan abi bana yeni bir Ahmet büke kitabı verir misin?'' diyebilecek kadar çok sevdiği bir yazar.

Hayal gücüne dayalı, küçük okurları ile konuşurmuşçasına yazılmış kitapları.Hep bu anı beklemiştim açıkcası.Neyi mi? Elbette kızımın bir yazarı daha ön plana çıkaracak hale gelebilmesi, diğer okuduğu kitaplarla farklarını görebilmesi ve daha da önemlisi sevdiği yazarın kitaplarının her birini okumak istemesi.İnanılmaz dijitalliğin ilerlediği bu çağda, kitap sayfalarını az da olsa çocuğunuzun çevirebilmesi inanılmaz mutlu ediyor insanı.




ve benim kuzucuğumun en sevdiklerini de şöyle bırakıyorum buraya.Ne dersiniz? Başlıkları bile inanılmaz çocukları cezbedebilecek cinsten.


Sevgiler...

24 Kasım 2020 Salı

Öğretmenler günü

 


Sene 2000...meslekteki ilk yılımdı.Konya Türmak Kolejinde başlamıştım mesleğe.Nasıl heyecanlıydım, öğrenmeye gayretli öte yandan.Fazlaca da minyonum sanki öğrencilerle aynı boydayım, kurallar koyuyorum, heyecanla ingilizce öğretiyorum. Tenefüsste çekilmiş, gülüşümüzü yakalamışlar en doğal haliyle....


Konya Tömer Dil okulunda dersimi kantinde yaptığım bir gün.İngilizce sohbet ediyoruz sanırım. Gençlerle gençleştiğim bir gün yine. Umutla, heyecanla...




Ve arada fotoğraflarını bulamadığım yerler, öğrencilerim.Nasıl bir meslektir ki bu dokunuyorsunuz farklı zamanlarda farklı yüreklere, dertleri derdiniz oluyor, sevinçleri sevinciniz.Bir ingilizce cümle kurdular diye mutlu oluyorsunuz tüm gün. 



Son çalıştığım kurum Medipol üniversitesiydi.Çok zevkle çalıştım, dostlarımla ,öğrencilerimle, yöneticilerimle. Üniversite öğretmenliği, öğretmenliğin biraz daha farklı bir yönü ama elbette birçok yüreğe dokunuyorsunuz, herşey ders, puan değil aslında. Kocaman yürekler kalıyor aklınızda o kadar...


iyi ki öğretmenim....başta sevgili babam olmak üzere, tüm öğretmen akraba, dostlarımın günü kutlu olsun.

Sevgiler...

20 Kasım 2020 Cuma

Anne biz korona virüse ne yaptık ki?

 


Buz gibi bir İstanbul havasından sıcacık bir merhaba...nasılız? Yazın rehavetinden sonra gelen kısıtlamalarla belki biraz düşünceliyiz ya da geç bile kalındı diyoruz belki de yok yahu bu virüs geçmez diyoruz!! Ne biliyim belki de yahu biz hepimiz bu virüse yakalanacağız diyoruz!! Anlayacağınız kafalar karışık biraz, belki buruk, belki tamamen şükreden bir modda maskelerimizle soluk almaya çalışıyoruz bir parça.

Bugün tamamiyle psikolojik olarak, kısıtlamalardan dolayı, kızımla dışarı çıkma eğilimindeydik. Park, bahçe ve birkaç rutin dışarıda alışveriş moduna giriverdik bir anda. Kendimizi balık halinden sonra Kalamış'ta bulduk.'' Anne biz bu korona virüse ne yaptık ki?'' deyiverdi kızım.Bize niye bu kadar kötü davranıyor bu virüs, denize de bakamıycaz mı yarın?'' deyince elbette bir yürüyüş fena olmazdı parkta.Bir çocuğun gözünden korona virüs sohbeti yapmıştık bir bakıma.Duru'ya göre bu virüs okulunu ve arkadaşlarını almıştı, belki oyunlarını ve daha diyemediği çok fazlasını.


Ama bizden aldıkları kadar kazandırdıkları yok muydu bu virüsün? Hiç düşündünüz mü bu açıdan? Hadi bakalım beraber farklı açılardan.Belki canımız isteyince öyle çağıramadık misafirleri evimize, belki çocuğunuzun arkadaşları evin altını üstüne getiremedi veya o restorant senin bu restorant benim gezemedik bazen, sürekli maske takmak zorunda kaldık bir bakıma, nefes alamadık yeri geldi......




Ama şükreder olduk bir fazla, sokak canlarını daha sever olduk, onların yanlızlığını daha farkeder olduk belki de, empati yeteneğimiz arttı birbirimize karşı, çocuğumuza ders anlatırken bir kere daha anladık öğretmenlerimizin değerini, sürekli evde olup dışarı çıkamayan özürlü kardeşlerimizi daha çok düşünür olduk, maskesiz nefes almak ne güzelmiş dedik, öyle canımızın istediği gibi bir kafede bir kahveyi yudumlamak paha biçilemezmiş onu farkettik, sınıf ortamında ders anlatmak ne güzelmiş araya teknoloji sokmadan...yani anlayacağınız sahip olduğumuz her şeyin kıymetini bildik...


Öyle değil mi? 


Sevgiler VE SAĞLIKLI GÜNLER...




10 Ekim 2020 Cumartesi

Göndermek mi göndermemek mi?

 İyi pazarlar olsun herkese....günlerdir uğraştığım diş ağrım ve tedavisi inşallah son bulacaktır ümidiyle açtım gözlerimi bu sabah ve elbette şükrettim yine.

Evet göndermek mi göndermemek mi deyince ilkokul velilerine bir çağrışım yapmış olabilir ama belki bir çoğunuz da ne demek bu demiş olabilirsiniz. Okula göndermek kastettiğim, ama pandemi döneminde okula göndermek. 

Geçen hafta birçok evde tartışma konusuydu belki de.Benim de günlerce kafamı kurcalayan bir durumdu.Açık havada olan restoranlara gittik, tatile gittik, okullarımıza bu kadar mı güvenmiyoruz dedim içimden.Mesele bu değildi aslında mesele kapalı ortam olması, kışın baş göstermesi ve farklı farklı ailelerden gelecek çocukların her birinin farklı temaslar kurmuş omasıydı.Kim kimle nerede nasıl taşıyıcı bilmek pek kolay değildi sanki.


Milli eğitim Bakanlığı elbette öngörmüştür bunları fakat birçok insanın mağdur olacağı kesin.Devlet okullarında gelen gelsin gelmeyen de takılsın gibi bir hava esiyor.Özel okullarda ise canlı dersi zoom aracılığı ile aktarırız deniyor.İnanın aşağı tükürseniz sakal yukarı tükürseniz bıyık!!

Peki ya öğretmenlerimiz?? Evinde yaşlısı olan, kronik hastalıkları olan, onlar da kapalı bir sınıfta mazur kalmayacaklar mı bazı risklere? Birçok soru işareti ile kurulu olan geçici düzenin de bozulmasıyla huzursuzluk hissi ve ne yapayım en önemlisi sağlıktır, gerisi vesselam diyoruz evlatlarımızın adına.

Vallahi ben onu bunu bilmem, ben gönderiyorum mu diyorsunuz göndermiyorum mu? Seçim sizin elbette...


Sevgiler...

28 Eylül 2020 Pazartesi

ilkokul -1-2- okuma kitapları

 Okuma vakti...


İlkokula giden çocuğunuz varsa bilirsiniz, yeğeniniz, komşu çocuğu da olabilir elbette.Küçük yaş gruplarında hep çocuğun eline kitabı kendi isteğiyle alması ve okuması istenir bizler tarafından. Rakiplerimiz çok artık, vazgeçemediğimiz tabletler...Gün boyu karşısında ders yaptığımız araç aslında ,zaman zaman da bize elektronik bir bakıcı olabiliyor.Yalan söylemeye gerek yok elbette.Tabi ki ne kadar az bakarsa o kadar iyi olur diyelim biz. 

Bugün birkaç kitap tavsiyem olacak sizlere.Eğlenceli kitaplarımız olursa bir de öğreticilerse belki tabletle yarışma hızımız artabilir bu zor zamanlarda. İlk kitabımız'' Ayı olmayan ayı''; aman ne de ilginç bir ismi varmış dediğinizi duyar gibiyim.Değişik kesinlikle...ama inanılmaz güzel mesajlar veriyor; Duru'yu dinlerken ben de eğlendim ne yalan söyleyim.Ormanda sakince yaşam süren bu ayı kardeşimiz, fabrika yapmaya gelen insanların hareketliliği içinde yaşamının değiştiğini fark etmiyor.Hatta o kadar ki bu farbikada çalışan insanlar bu ayıyı kostüm giyen bir adam sanıyorlar ve olaylar gelişiyor.



Gergedanlar krep yemez efendim bilmiyor musunuz? Ben biliyorum...koşturmacalı iş yaşamında farketmediğimiz,dur şimdiişim var sonra konuşuruz dediğimiz çocukları anlatmış kitap.inanılmaz başarılı...öyle ki çocuk  eve gergedan geldi diyor kimse inanmıyor.Mutlaka okunmalı...




Anneannelerimi üzerinden nasıl güzel mesajlar vermiş Muzaffer İzgü. Seri halinde bu kitaplar, her birinde anneannelerimizin çağı nasıl yakalayamadığı, kuşak farklılıkları komik bir şekilde anlatılmış.


Clarice Beans kardeşiyle sorunlar yaşıyor, bunun anlatım dili de inanılmaz mesajlar veren, çocuğun anlayabileceği bir hayal gücüyle dile getirilmiş.


Keyifli okumalar...

Sevgiler...



18 Eylül 2020 Cuma

Çocuklarla evde ingilizce

 Merhabaaaaaaa....ne yoğun zamanlardan geçiyoruz..ev, iş iç içe.Önüm sağım, solum sobe şeklinde geçiyor günlerimiz.Şükür elbette, evlatlarımızın sağlıklı oluşu, her şeyden önemli.

Ben bugün niye aldım sazı elime? Efendim ,biraz evde küçük çocuklarımıza ingilizce destek nasıl verebiliriz bundan bahsetmek istiyorum.Kızım Duru ile dersler başlamadan sakin bir yerde kahvaltı ettik yaklaşık bir on gün önce.Rüzgar eserken serinlikte kahvaltı malzemelerinden ingilizce söz ettik.Aşinalığı olduğu için okuldan o hafta için çalıştığımız soru kalıbı ''Do you like?'' kalıbını çalıştık.Kahvaltı malzemelerini kullanarak elbette.'' Do you like olives?''  Bunu tüm diğer masadaki yiyecekler için çalıştık, karşılıklı soru cevap şeklinde.İngilizceyi böylesine ekranın bol olduğu bir dönemde doğal olarak hayatlarının içine alabilmeleri bana göre daha sağlıklı olacaktır.



Öte yandan Redhouse yayınlarında çalışılmış Türk yazar ve çizerlere ait bir kitap çıktı geçenlerde karşıma.İçeriği kahvaltıda çalıştığım modellemeye uygun ve güzel kitaplar.Elbette bunları da masaya oturup hadi bakalım, çalışıyoruz şeklinde değil de kendisiyle kitabı baş başa bırakarak keşfetmesini sağlayıp, ya da öncesinde kelimeler üzerinde çalışıp devamında bakmasını isteyebilirsiniz.Görsellik bu yaş grubunda muazzam önemli, gerçek nesneler o ayrı bir öneme sahip zaten sizler de bilirsiniz.


TPR dediğimiz, bu yaş gruplarında hareket ile öğrenim yaptırdığımız bir method vardır ki, öğrencileri inanılmaz etkiler söz ile haraket uyumu.İşte bunu inanılmaz sağlayan bir site var; SUPER SIMPLE SONGS.Her şekilde video ve şarkılarına ulaşmanız mümkün. Çocuğunuzu bu şarkılarla baş başa bırakıp dans etmesini sağlayabilirsiniz.Hem eğlenirler hem de öğrenmiş olurlar.


Elbette bir sürü website vs mevcut fakat benim amaçladığım daha doğal bir şekilde hayatlarına ingilizceyi yerleştirmek belki de...

Umarım beğenirsiniz...


Sevgiler

7 Eylül 2020 Pazartesi

HAYAT ARKADAŞIM/ İYİ Kİ DOĞDUN❤️

 

Kadife gülüş

Kadifemsi bir gülüşü vardı hep gamzelerinden yayılan...gözlerinden çıkan ışıklar insanı hayata bağlayan cinstendi.kalbine dokunduğunuzda ise hiç tatmadığınız güzel bir masumiyet vardı.Hayat arkadaşımla karşılaşmıştık ..karşılıklı samimi bir gülümseme ile.Hani hep derler ya, ilk baktığımda anlamıştım tüm hayatımı geçireceğim insan diye.İşte o anı yaşamıştım...Neler neler yaşayacaktık, ne maceralar, ne zorluklar, ne güzellikler....


Konya artık bir başka güzeldi...Nalçaçı Cemo'nun önünden ileriye yürümek Paris sokağından güzeldi bana göre, Zafer'de elele dolaşmak, insanlarla selamlaşmak, Kokteyl pastanesinde aşkımızı konuşmak, akşamları tüm ekip basketbol oynayıp sandviç yemek için müthiş heyecanlanmaktı.Evet evet Konya artık bir başka güzeldi kesinlikle.Konya artık geleceğe umut dolu bakabilmekti, sırtını yaslayabilmek ve endişe duymamaktı.

Yaşamın dikenli yollarında çok kanattılar bizleri zaman zaman, ama hep Amerika'da çok güzel oldu seninle, İstanbul'da...gittiğimiz her yer...inşallah daha göreceğimiz güzel günler var önümüzde...


Yeni yaşın kutlu olsun hayat arkadaşım, eşim....benim doğum günü kutlayışım da kalemimden geçsin istedim.

❤️❤️❤️❤️sevgilerimle



AHMET BÜKE ÇOCUK KİTAPLARI

 Belki biliyorsunuz, belki de yeni duydunuz burada. Kızımın inanılmaz keyifle okuduğu, hatta Acıbadem'de sürekli gittiğimiz kitapçının k...