HAYATIN İÇİNDEN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
HAYATIN İÇİNDEN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Kasım 2020 Cuma

Anne biz korona virüse ne yaptık ki?

 


Buz gibi bir İstanbul havasından sıcacık bir merhaba...nasılız? Yazın rehavetinden sonra gelen kısıtlamalarla belki biraz düşünceliyiz ya da geç bile kalındı diyoruz belki de yok yahu bu virüs geçmez diyoruz!! Ne biliyim belki de yahu biz hepimiz bu virüse yakalanacağız diyoruz!! Anlayacağınız kafalar karışık biraz, belki buruk, belki tamamen şükreden bir modda maskelerimizle soluk almaya çalışıyoruz bir parça.

Bugün tamamiyle psikolojik olarak, kısıtlamalardan dolayı, kızımla dışarı çıkma eğilimindeydik. Park, bahçe ve birkaç rutin dışarıda alışveriş moduna giriverdik bir anda. Kendimizi balık halinden sonra Kalamış'ta bulduk.'' Anne biz bu korona virüse ne yaptık ki?'' deyiverdi kızım.Bize niye bu kadar kötü davranıyor bu virüs, denize de bakamıycaz mı yarın?'' deyince elbette bir yürüyüş fena olmazdı parkta.Bir çocuğun gözünden korona virüs sohbeti yapmıştık bir bakıma.Duru'ya göre bu virüs okulunu ve arkadaşlarını almıştı, belki oyunlarını ve daha diyemediği çok fazlasını.


Ama bizden aldıkları kadar kazandırdıkları yok muydu bu virüsün? Hiç düşündünüz mü bu açıdan? Hadi bakalım beraber farklı açılardan.Belki canımız isteyince öyle çağıramadık misafirleri evimize, belki çocuğunuzun arkadaşları evin altını üstüne getiremedi veya o restorant senin bu restorant benim gezemedik bazen, sürekli maske takmak zorunda kaldık bir bakıma, nefes alamadık yeri geldi......




Ama şükreder olduk bir fazla, sokak canlarını daha sever olduk, onların yanlızlığını daha farkeder olduk belki de, empati yeteneğimiz arttı birbirimize karşı, çocuğumuza ders anlatırken bir kere daha anladık öğretmenlerimizin değerini, sürekli evde olup dışarı çıkamayan özürlü kardeşlerimizi daha çok düşünür olduk, maskesiz nefes almak ne güzelmiş dedik, öyle canımızın istediği gibi bir kafede bir kahveyi yudumlamak paha biçilemezmiş onu farkettik, sınıf ortamında ders anlatmak ne güzelmiş araya teknoloji sokmadan...yani anlayacağınız sahip olduğumuz her şeyin kıymetini bildik...


Öyle değil mi? 


Sevgiler VE SAĞLIKLI GÜNLER...




10 Ekim 2020 Cumartesi

Göndermek mi göndermemek mi?

 İyi pazarlar olsun herkese....günlerdir uğraştığım diş ağrım ve tedavisi inşallah son bulacaktır ümidiyle açtım gözlerimi bu sabah ve elbette şükrettim yine.

Evet göndermek mi göndermemek mi deyince ilkokul velilerine bir çağrışım yapmış olabilir ama belki bir çoğunuz da ne demek bu demiş olabilirsiniz. Okula göndermek kastettiğim, ama pandemi döneminde okula göndermek. 

Geçen hafta birçok evde tartışma konusuydu belki de.Benim de günlerce kafamı kurcalayan bir durumdu.Açık havada olan restoranlara gittik, tatile gittik, okullarımıza bu kadar mı güvenmiyoruz dedim içimden.Mesele bu değildi aslında mesele kapalı ortam olması, kışın baş göstermesi ve farklı farklı ailelerden gelecek çocukların her birinin farklı temaslar kurmuş omasıydı.Kim kimle nerede nasıl taşıyıcı bilmek pek kolay değildi sanki.


Milli eğitim Bakanlığı elbette öngörmüştür bunları fakat birçok insanın mağdur olacağı kesin.Devlet okullarında gelen gelsin gelmeyen de takılsın gibi bir hava esiyor.Özel okullarda ise canlı dersi zoom aracılığı ile aktarırız deniyor.İnanın aşağı tükürseniz sakal yukarı tükürseniz bıyık!!

Peki ya öğretmenlerimiz?? Evinde yaşlısı olan, kronik hastalıkları olan, onlar da kapalı bir sınıfta mazur kalmayacaklar mı bazı risklere? Birçok soru işareti ile kurulu olan geçici düzenin de bozulmasıyla huzursuzluk hissi ve ne yapayım en önemlisi sağlıktır, gerisi vesselam diyoruz evlatlarımızın adına.

Vallahi ben onu bunu bilmem, ben gönderiyorum mu diyorsunuz göndermiyorum mu? Seçim sizin elbette...


Sevgiler...

7 Eylül 2020 Pazartesi

HAYAT ARKADAŞIM/ İYİ Kİ DOĞDUN❤️

 

Kadife gülüş

Kadifemsi bir gülüşü vardı hep gamzelerinden yayılan...gözlerinden çıkan ışıklar insanı hayata bağlayan cinstendi.kalbine dokunduğunuzda ise hiç tatmadığınız güzel bir masumiyet vardı.Hayat arkadaşımla karşılaşmıştık ..karşılıklı samimi bir gülümseme ile.Hani hep derler ya, ilk baktığımda anlamıştım tüm hayatımı geçireceğim insan diye.İşte o anı yaşamıştım...Neler neler yaşayacaktık, ne maceralar, ne zorluklar, ne güzellikler....


Konya artık bir başka güzeldi...Nalçaçı Cemo'nun önünden ileriye yürümek Paris sokağından güzeldi bana göre, Zafer'de elele dolaşmak, insanlarla selamlaşmak, Kokteyl pastanesinde aşkımızı konuşmak, akşamları tüm ekip basketbol oynayıp sandviç yemek için müthiş heyecanlanmaktı.Evet evet Konya artık bir başka güzeldi kesinlikle.Konya artık geleceğe umut dolu bakabilmekti, sırtını yaslayabilmek ve endişe duymamaktı.

Yaşamın dikenli yollarında çok kanattılar bizleri zaman zaman, ama hep Amerika'da çok güzel oldu seninle, İstanbul'da...gittiğimiz her yer...inşallah daha göreceğimiz güzel günler var önümüzde...


Yeni yaşın kutlu olsun hayat arkadaşım, eşim....benim doğum günü kutlayışım da kalemimden geçsin istedim.

❤️❤️❤️❤️sevgilerimle



14 Ağustos 2020 Cuma

Ah biz TÜRKLER:)




Ne mutlu Türküm diyene ! demiş ulu önder Atatürk.Hakikaten yurtdışında bulunduğum dönemlerde de hep gurur duyduğum bir olgudur Türk olmak.

Her toplumun karakteristik özellikleri vardır elbette.Hep konuşulur işte falanca toplum çok soğuk bir diğeri çok sıcak bir toplumdur diye. Peki bizler nasılız sizce? Sıcak mıyız soğuk mu? Hatta fazla mıyız bazen:):)

Nasıl bir sıfat bu dediniz şu anda; fazla; olmak.Evet biz bazen fazla oluyoruz, çok hoş insanlarız, yardımseveriz, misafirperveriz, sıcacık güleriz, milliyetçiyiz vs vs. Ama hakikaten bazen nerede durmamız gerektiğini bilmiyoruz, ben de yapıyorum bunu ahkam kestiğime bakmayın!!

Nasıl mı oluyoruz fazla? Birini gördüğümüz ilk dakikada kilo almışsın diyoruz mesela, hiç düşünmüyoruz bu insan neler yaşadı, rahatsız mı bu konudan ya da hastalığı mı var veremiyor diye.Ya da tam tersi bir deri bir kemik kalmışsın diyoruz.Bu da yetmiyor niye evlenmiyorsunuz diyoruz.Karşı taraf alttan alıyor, tamam diyor, yetmiyor vaaz veriyoruz.İlk çocuğu sevip ikincisi ne zaman diyoruz! hakikaten fazla oluyoruz bazen. Hep bir merakımız var, neden diye sorgulayışımız var, karşı tarafın onayını beklememiz gereken bir hava soluyoruz hep. 

Yok ama yok güzel insanlarız ....şimdi bir anım gözümün önüne geldi, Kuzey Amerika'nın karlı bir akşamında üniversitede eğitim görüyorum.Sıcakkanlıyız ya işte, kek yaptım okula giderken, yeriz diye düşündüm arkadaşlarımla. ilk sordukları soru kek dilimi ne kadar? dediler.Beynimden vurulmuşa döndüm, ücretsiz dedim, lütfen buyrun diye de belirttim.Devamında bir diğeri, pastane işine mi gireceksin tanıtım mı yapıyorsun dedi.Terlemeye başladım, yok dedim, sadece paylaşmak istemiştim. İŞTE ANAHTAR KELİME: PAYLAŞMAK.Hiç bilmedikleri bir konu bence, ya da benim gördüklerim öyleydi bilemem.Tek niyetim paylaşmaktı ve bunu anlayamamışlardı.

Olalım ya biz fazla...az olmaktan iyidir:)

sevgiler


3 Ağustos 2020 Pazartesi

KONYA


Gez dünyayı gör Konyayı boşuna söylenmemişler bana göre.E tabi memleketin dediğinizi duyar gibiyim.Ondan mıdır değil midir bilemem ama değişiktir memleketim.Taşı toprağı bir başkadır, insanı sıcacıktır Konya'nın ilginç şivesi ile.

Kimine göre Mevlana demektir, kimine göre 42 plaka, kimine göre yobazlık, kimine göre toprağı, doğduğu yer, gençliği, çocukluğudur. Sanırım gençliğim ve çocukluğum demek Konya benim için.Ailem demek, sevdiklerim, tanıdığım sokaklar demek.Eskiden böyle değildi buralar demek, bir arkadaşımı görüp çok değişmiş demek belki de.Bazen çocukluğuma, bazen de gençliğime dokunmaktır Konya. 

Bir içten selam, bir sığınmadır belki de, kaçıştır bildiğimize, anılarımıza...Mevlana ile buluşmaktır bir bakıma, dua ile sevgi ile uzlaşmaktır öte yandan.Dost selamında bir gülüşte yakalamaktır mutluluğu.Bazen Zafer sokaklarında hatırlamak bir dostu, bazen Nalçacı'da yad etmektir eski mahalleyi, Şöyle bir Lale bahçe'ye uzanmak, Gonca köy'de çocukluğuna dönmektir.Mezarlık önünde unutamadıklarımıza selam etmek, var olanlara sarılmaktır Konya. 

Tabi ki etli ekmektir biraz, buram buram kebaptır biraz da. Elma bahçeleri, çeşit çeşit meyvelerdir.Meram bağlarıdır unutamadığım, anılardır hiç bitmeyen.Ta  Anadolu lisesinden duyduğum kahkaha, elimi tutan gençliğimdir.
Hoşbulduk:):)




AHMET BÜKE ÇOCUK KİTAPLARI

 Belki biliyorsunuz, belki de yeni duydunuz burada. Kızımın inanılmaz keyifle okuduğu, hatta Acıbadem'de sürekli gittiğimiz kitapçının k...