İNGİLİZCE EĞİTİM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İNGİLİZCE EĞİTİM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Kasım 2020 Salı

Öğretmenler günü

 


Sene 2000...meslekteki ilk yılımdı.Konya Türmak Kolejinde başlamıştım mesleğe.Nasıl heyecanlıydım, öğrenmeye gayretli öte yandan.Fazlaca da minyonum sanki öğrencilerle aynı boydayım, kurallar koyuyorum, heyecanla ingilizce öğretiyorum. Tenefüsste çekilmiş, gülüşümüzü yakalamışlar en doğal haliyle....


Konya Tömer Dil okulunda dersimi kantinde yaptığım bir gün.İngilizce sohbet ediyoruz sanırım. Gençlerle gençleştiğim bir gün yine. Umutla, heyecanla...




Ve arada fotoğraflarını bulamadığım yerler, öğrencilerim.Nasıl bir meslektir ki bu dokunuyorsunuz farklı zamanlarda farklı yüreklere, dertleri derdiniz oluyor, sevinçleri sevinciniz.Bir ingilizce cümle kurdular diye mutlu oluyorsunuz tüm gün. 



Son çalıştığım kurum Medipol üniversitesiydi.Çok zevkle çalıştım, dostlarımla ,öğrencilerimle, yöneticilerimle. Üniversite öğretmenliği, öğretmenliğin biraz daha farklı bir yönü ama elbette birçok yüreğe dokunuyorsunuz, herşey ders, puan değil aslında. Kocaman yürekler kalıyor aklınızda o kadar...


iyi ki öğretmenim....başta sevgili babam olmak üzere, tüm öğretmen akraba, dostlarımın günü kutlu olsun.

Sevgiler...

18 Eylül 2020 Cuma

Çocuklarla evde ingilizce

 Merhabaaaaaaa....ne yoğun zamanlardan geçiyoruz..ev, iş iç içe.Önüm sağım, solum sobe şeklinde geçiyor günlerimiz.Şükür elbette, evlatlarımızın sağlıklı oluşu, her şeyden önemli.

Ben bugün niye aldım sazı elime? Efendim ,biraz evde küçük çocuklarımıza ingilizce destek nasıl verebiliriz bundan bahsetmek istiyorum.Kızım Duru ile dersler başlamadan sakin bir yerde kahvaltı ettik yaklaşık bir on gün önce.Rüzgar eserken serinlikte kahvaltı malzemelerinden ingilizce söz ettik.Aşinalığı olduğu için okuldan o hafta için çalıştığımız soru kalıbı ''Do you like?'' kalıbını çalıştık.Kahvaltı malzemelerini kullanarak elbette.'' Do you like olives?''  Bunu tüm diğer masadaki yiyecekler için çalıştık, karşılıklı soru cevap şeklinde.İngilizceyi böylesine ekranın bol olduğu bir dönemde doğal olarak hayatlarının içine alabilmeleri bana göre daha sağlıklı olacaktır.



Öte yandan Redhouse yayınlarında çalışılmış Türk yazar ve çizerlere ait bir kitap çıktı geçenlerde karşıma.İçeriği kahvaltıda çalıştığım modellemeye uygun ve güzel kitaplar.Elbette bunları da masaya oturup hadi bakalım, çalışıyoruz şeklinde değil de kendisiyle kitabı baş başa bırakarak keşfetmesini sağlayıp, ya da öncesinde kelimeler üzerinde çalışıp devamında bakmasını isteyebilirsiniz.Görsellik bu yaş grubunda muazzam önemli, gerçek nesneler o ayrı bir öneme sahip zaten sizler de bilirsiniz.


TPR dediğimiz, bu yaş gruplarında hareket ile öğrenim yaptırdığımız bir method vardır ki, öğrencileri inanılmaz etkiler söz ile haraket uyumu.İşte bunu inanılmaz sağlayan bir site var; SUPER SIMPLE SONGS.Her şekilde video ve şarkılarına ulaşmanız mümkün. Çocuğunuzu bu şarkılarla baş başa bırakıp dans etmesini sağlayabilirsiniz.Hem eğlenirler hem de öğrenmiş olurlar.


Elbette bir sürü website vs mevcut fakat benim amaçladığım daha doğal bir şekilde hayatlarına ingilizceyi yerleştirmek belki de...

Umarım beğenirsiniz...


Sevgiler

14 Ağustos 2020 Cuma

ONLİNE EĞİTİM/PANDEMİ SÜRECİ

 


Ne siz sorun ne ben söyleyim mi diyorsunuz? Alın benden de o kadar.. zor zamanlardan geçiyoruz orası kesin, beterinden korusun Allah diyoruz elbette.Okullar açılmalı mıydı ya da online mı devam etmeli hep? 

Plajlar açık, sinemalar, parklar her yer tıklım tıklım.Peki biz okullarımıza bu kadar mı güvenemiyoruz? Çıkan sonuç bunu gösteriyor aslında.Okulların temiz ve paklığından, olası yoğunluklardan endişe ediyoruz sanırım, kendimiz daha iyi koruruz diye düşünüyoruz belki de.Belki diyorum elbette bilemem, tercüman olmak zor hislere.Çok farklı yorumlar, hisler, endişeler vuku bulabilir bilemeyiz.

Online eğitim, özellikle küçük yaş gruplarında titizlikle ele alınmalı bence, her zoom programını açan derse başlamalı mantığı düşündürücü. Çocuklarla aranıza bir ekran yani soğukluk ekliyorsunuz zaten, bu soğukluğun üzerine eğitimci olarak siz de uzak durursanız, çocuklarda aklınıza gelemeyecek ,tahmin bile edemeyeceğiniz tahribatlara yol açmanız mümkün. Eğitim daha rahatlatıcı, az ödev ile daha çok oyunlaştırarak oluşturulmalı.Elbette dikkat edilecek extra teknolojik durumlar olabilir, imkansızlıklar olabilir bunları da dikkate almakta fayda var, çeşitlilik arz edebilir okula göre, eve göre vs.

Uzun lafın kısası, başa gelen çekilir efendim. Fakat, yapacaksak birşeyleri de düzgün yapmalıyız bence, olsun diye değil, yapalım gitsin müfredat yetişsin diye değil.Müfredattan daha önemli dikkat edeceğimiz hususlar; çocuk psikolojisi, ev düzeni, hafif ders yükü olmalıdır.


Sevgilerimle...



10 Ağustos 2020 Pazartesi

İNGİLİZCE İLLAKİ YURT DIŞINDA MI ÖĞRENİLİR?

 


Başlığı okuyanlarınız demiştir hemen evet yurt dışında olmalı diye.Ama bir dakika lütfen!!! Öyle kesin yargılara varmayalım hemen.Toplumsal yanılgılarımız o kadar fazla ki, bazen neden diye düşünmeden yaptığımız bir hatadır bu.müsadenizle biraz açıklık getireyim, ben size gitmeyin demiyorum; çözüm değil diyorum.

Yurtdışında bulunmak, dil için gitmek veya turist olarak gitmek hepsi faydalıdır.Etrafınızda Türk olmayacağı için mecburen konuşacak, duyacak, taklit edecek ve neticede konuşmak zorunda kalacaksınız.Yurtdışının faydası budur.Yoksa Türkiye'de öğretilenin dışında bir method, teknik veya ellerinde iksir veya sihirli bir değnek bulunmamaktadır. 

Öğrencilerimden sıkça duyduğum soru şuydu: ''hocam ne kadar kalmalıyım?''böyle net bir süresi yok arkadaşlar, kısacası yurtdışına gitmek hem kültürel hem de dil açısından faydalıdır fakat müthiş bir şekilde dili öğreneceksiniz demek değildir.

Benim size tavsiyem Türkiye'de ingilizce eğitiminizi doğru ellerde belli bir noktaya getirip, mesela upper intermediate veya intermediate gibi, bunun devamında belli bir süre yurt dışında okursanız temeli eğer doğru atıldıysa üstüne tuğlaları yurt dışında güzelce örebilirisiniz.

Ama lütfen unutmayın, dil öğrenmenin sonu yoktur, devam eden bir süreçtir ve her gün binanıza bir tuğla eklersiniz.Tamam ben herşeyi biliyorum dediğimiz bir seviye yoktur.

NATIVE ÖĞRETMEN Mİ NON NATİVE ÖĞRETMEN Mİ?



 Selammmmm....harika bir hafta diliyorum sizlere:)


Yarı İngilizce yarı Türkçe başlıkta ne böyle dediniz belki ,belki demediniz ne biliyim tahmin yürütüyorum.Bekleyin hemen açıklıyorum. Native ve non native kelimeleri artık o kadar yaygın ki kime sorsanız bir fikri var o yüzden böyle bir başlık yazdım. Kimdir Native ya da non native? NATİVE demek ana dilini konuşan kişi yani ingilizce ise  bu dili konuşuyor demek, non native ise bu dili ikinci dil olarak kullanıyor demek. Daha da açarsak, Türkiye'de ingilizce öğreten Türkler nonnative öğretmen yabancı hocalar ise native öğretmen oluyor. Peki ne yapalım dediğinizi duyar gibiyim?


Efenim sorun büyük niye mi? Türk toplumunda yabancı öğretmenden ders almak çok önemli, adeta türk öğretmen hiç birşey yapamazmış gibi bir hale getiriliyor zaman zaman kolej veya üniversitelerde. Bu konuya biraz açıklık getireyim; Türkiye'ye her gelen yabancı maalesef ana dili ingilizce olan kişiler değiller.Hem aksanları hem de eğitimleri yetersiz.Öte yandan ana dili ingilizce olan bir kişi de harika ingilizce öğretecek diye bir kural yok.Niye mi? Sizler harika Türkçe biliyorsunuz peki nasıl öğreteceksiniz bu dili? Öğretemezsiniz, her şeyin bir sistemi var, kafadan dil öğretemezsiniz.İşte bu yüzden yabancı öğretmen ve Türk öğretmenler bir ekiptir.Türk öğretmen hem Türkçe diline hem de İngilizce diline hakim ve öğrencinin zorluk yaşadığı noktada tam destek olur. Yabancı öğretmen Türkiye'de ilk önce Celta, Tefl, Delta gibi eğitimlerden geçmiş olmalı ki nasıl ders anlatacağını bilmeli ve takımın parçası haline gelmeli.


Uzun lafın kısası Türk ve yabancı öğretmen bir takımdır.Güzel organize olunursa Türkiye'de çok güzel ingilizce öğrenebilirsiniz.Benden söylemesi....


Görüşmek üzere:) 👋 




27 Temmuz 2020 Pazartesi

İngilizce öğrenmek stresli bir süreç midir?







Merhaba yeni bir güne yeni bir sayfaya:)

Bugün dil öğrenirken karşılaşılan endişeler ve zorluklar üzerinde durmak istiyorum. Gerçekten dil öğrenmek stresli bir süreç mi yoksa biz mi o hale getiriyoruz ya da elimizde mi değil?

Dil öğrenmek de karakterlere bağlı bir süreçtir aslında.Çok çekingen bir insan sınıf ortamında herşeyi kafasına takarken çok dışa dönük ve rahat bir karakter telaffuzundan endişe etmez ya da herhangi bir aktivitede rol almaktan utanmaz.İster istemez içine kapanık, çekingen bir insan için dil öğrenimi stresli bir hale gelebilir.


Bir de benim sürekli karşılaştığım öğrenilmiş çaresizlik durumları söz konusudur ki epey etkilidir aslında öğrenim sürecinde. Nasıl derseniz??  Mesela üniversite sıralarında hala ortaokuldaki ingilizce öğretmeninden hoşlanmadığını anlatandan tutun da, ilkokulda ingilizceden nefret etmiştim hala ediyorum diyeni ile karşılaşabilirsiniz.Ya da ''hocam ben bu işi yapamıyorum olmuyor işte'' söylemleriyle sıkça yüz yüze gelebilirsiniz.

Peki tecrübeli bir ingilizce öğretmeni bahsettiğim bu durumlarda ne yapar ya da ne yapmalı? Herşeyden önce ilk ders günü ve haftası öğrencilerinizi tanımanız açısından çok önemlidir.Karakterlerini tanıdıktan sonra grup aktivitelerinde utangaç olan ile daha dışa dönük olanı bir araya getirebilir arkadaş olmalarını da sağlarsınız.Ya da pair work dediğimiz çift aktivitelerinde yine bir sessiz bir rahat öğrenci bir arada çalışabilir ki bunun amaçlarından biri de çekinen veya daha az bilen bir öğrenciyi ''on the spot'' yapmamak, yani göz önünde tutup çok strese sokmamaktır.  

Öte yandan öğrenci ısrarla geçmiş tecrübelerinden dolayı öğrenemeyeceğini düşünüyorsa onunla kısa sohbetler yaparak, çok üzerine düşmeden ingilizceyi başarabileceğini empoze edebilirsiniz.Ders içerisinde de yapabileceği aktivitelerde öne çıkararak aslında ingilizce konusunda kabiliyeti olduğunu anlatabilirsiniz öğrenciye dolaylı olarak.Yine sınıfınıza bir eski öğrencinizi davet edip nasıl başardığını anlatmasını isteyebilirsiniz, canlı bir tecrübe örneği her zaman için önemlidir.

Sonuç olarak dil öğreniminde tecrübelerimizi ve karakterlerimizi yanımızda getiririz ama unutmamak lazım ki tecrübeli öğretmenlerle, dil öğrenimini stressiz bir hale getirmek mümkündür.

Görüşmek üzere...




24 Temmuz 2020 Cuma

ESL Mİ ZOR EFL Mİ?


Bu terimleri bizim ingilizce eğitim sektöründen olmayanlar pek bilemez ki bu da çok normal bir durumdur.Her sektörün jargonuna hakim olmak zordur. ESL-ENGLISH AS A SECOND LANGUAGE; EFL- ENGLISH AS A FOREIGN LANGUAGE .Yani ingilizeyi ikinci dil olarak öğretmek veya ingilizceyi yabancı dil olarak öğretmek.

Mesela Amerika'ya ailenizle taşındınız, ingilizce sizin ikinci diliniz; yani ESL öğreniyorsunuz.Öte yandan Türkiye'de yaşıyorsunuz ve ingilizce öğreneceksiniz; yani EFL öğreniyorsunuz. ESL ortamında ingilizce öğrettim.Amerika'da yüksek lisans eğitimimi alırken aynı zamanda göçmenler için bir okulda çalıştım.Ana dilleri ispanyolca ve Sanskritçe olan insanlara ders anlattım.Çok kolay değildi, çünkü bu insanlar göçmendi ve zaten ana dillerinde okuma yazma durumları çok iyi değildi.bizler ana dilimizden ikinci dile transferler yaparız, bu bazen olumlu bazen olumsuzdur. Genelde bu sınıfta transfer olumsuzdu.Haliyle ne kadar görsel, video kullansam da başlangıç seviyede ingilizce öğretmek böylesi bir gruba zordu. Aramızda ortak bir dil olmadığı için çeviri yapma şansım da yoktu.

Türkiye'de ingilizce öğretirken, yani EFL öğretirken, bence işler daha kolay.Tabi ki olaya nereden baktığınıza bağlı. Öğrenci açısından çok zor neden derseniz sınıf haricinde ingilizce dilini, ESL olanların aksine, duyma şansı yok.Burada öğretmene büyük bir yük düşüyor elbette, nasıl bir yük derseniz; sınıf ortamında ingilizce dilini sürekli kullanacak ki öğrenciler de bu dili sürekli duyabilecek ve zamanı geldikçe üretecek- yani konuşup yazabilecek. Peki bizler hiç Türkçe konuşmuyor muyuz sınfıarda, elbette konuşuyoruz özellikle başlangıç sınıflarında konuşmamız gereken durumlar olmaktadır.Öğrencinin kendini kötü hissetmemesi adına kısa çeviriler yapabilmekteyiz ki bu da sınıfın stres seviyesini düşürür ve sonuç olarak öğrencinin ,öğrenme ortamı hazırlanmış olur.


Peki hangisi zor sizce? Her ikisinin de kendisine göre zorlukları var veya kolaylıkları var sanırım bu nereden nasıl tuttuğunuza bağlı konuyu. Öğrenci için ESL ortamı daha faydalı çünkü dışarı çıktığı anda dili kullanma şansına sahip.EFL öğrencisi ise tamamen ana dili ile kaplı bir dünyada yaşıyor ve dili tek geliştireceği ortam bulunduğu okul.

Yorum size kalmış...

sevgiler..





23 Temmuz 2020 Perşembe

ÜNİVERSİTE HAZIRLIK OKULLARI






                                                                  HAZIRLIK OKULU

Geldi çattı yine o dönem.Boy boy reklamlar ,televizyonda her üniversitenin kendini övdüğü harika dizayn edilmiş senaryolar.Elbette bunlara göre karar vermiyoruz değil mi? Etkileniyoruz belki de. Hangi üniversiteyi seçeceğinizi elbette sizler en iyi bilirsiniz.Ben zaten hazırlık okullarından bahsedeceğim.


Yıllarca lisede üniversite için hazırlandınız ve nihayet kazandınız.Çok mutlusunuz, heyecan dorukta.Artık lise koridorlarından kurtulmak, amfilere doğru yol almak istiyorsunuz.Bir de bakmışsınız ki üniversitedesiniz, koridorlar lise koridoru gibi, sınıflar küçük. Öğretim görevlileri hem sıcak, hem mesafeli.Efendim hazırlık okulundasınız. İlk moral bozukluğu başlıyor değil mi? Ya üniversite olayı bu muymuş dan tutun da offlara pofflara kadar uzanıyor koridorlarda çınlamalarınız.Haklısınız bir yandan, haksızsınız öte yandan ne diyim.

Ben sizi biraz hazırlayayım olacaklara.İngilizce muafiyet sınavını geçemediyseniz, bir yıl boyunca en az , ingilizce ile hayatınızı doldurmaya hazır olun lütfen. Ben sıkıldım ya da ben bunaldım cümlelerini evde rafa kaldırıp, kolları sıvayarak başlamanız gerekiyor.Çünkü tüm yıl okuma, dinleme, yazma, konuşma becerileriniz gelişecek.Peki nasıl gelişecek? Her şeyi öğretmenden bekleyerek değil elbette.Ders dışına da ingilizceyi taşıyarak, gerçekten isteyerek, sorarak ve araştırarak bir yerlere gelmeniz mümkün.O sınavları bir şekilde vereceksiniz elbette, dört kur ya da dönem adı her ne ise onları geçip mezun olacaksınız ve en az B2 seviye ingilizceniz olacak.Ama gerçekten öğrenmek isteyerek, motive olmuş bir halde bu işe koyulursanız olacak bu dediğim, yoksa yaz okuluna gitmek durumundasınız.Şakası yok çünkü...geçemezsen hatta birinci sınıfa başlayamazsın.


Neymiş o zaman gerçekten ingilizce öğrenmek istiyorsak hazırlık okulunda, hayatımıza alacağız ingilizceyi.Yaşayacağız onunla, filmleri alt yazısız izleyip kastıracazğız, kelimeleri odamıza sağa sola asıp göreceğiz tüm gün, kitap okuyacağız hangi seviyedeysek ona göre,Gerçekten dersleri dinleyeceğiz,içine girerek...sınıfı geçmek için değil sadece...Yani emek vereceğiz efendim.

sevgiler tüm öğrencilere..






22 Temmuz 2020 Çarşamba

İNGİLİZCE

          

                          İNGİLİZCE




Türkiye'de yaşayan ya da dünyanın herhangi bir ülkesinde yaşayan bir çocuk, belli bir yaş itibariyle bu kelimeyi duymaya başlıyor. ''İngilizce''...Okulda duyuyor, sokakta, evde her yerde.Peki neden? Bizim dilimiz değil niye bu kadar önemli bu dili öğrenmek? diye belki aklınıza geliyor bazen, belki de gelmiyor bilemem. 

Global diyoruz ya hep? Globalleşen dünya diyoruz sonrasında da...Evet, global dünyada ingilizce dilinin önemi büyük, çünkü herkes ingilizce az veya çok biliyor.Ticaret dil, turizm dili yani dünyadaki ortak iletişim aracı.Peki siz bu dili bilmek istemez misiniz?

Elbette istersiniz veya istemek zorunda kalabilirsiniz. Gelelim ülkemize, neden Türkler ingilizce öğrenmek isterler? Yıllardır birçok kurumda çocuk, genç, yaşlı ingilizce öğretmeye gayret ettim.ilk gün kendimi tanıtırken, öğrencilerimi tanırken ilk sorduğum soru ''Neden ingilizce öğrenmek istiyorsun?'' sorusuydu. Çok net cevaplar pek alamadım aslında.Annemler istiyordan tutun da, mesleğim için gerekliymiş, ya da vakit geçsin cevaplarına kadar birçok cevap ile karşılaştım.


 İngilizceyi neden öğrendiğimiz önemli midir? Elbette çok önemlidir.Motivasyon dilin öğrenmesinde önemli bir katmandır.Siz neyi neden yaptığınızı bilmezseniz ,çok istekli olamazsınız ki o dili öğrenmede.Olabilir misiniz? Günlerce, yıllarca bu dili öğrenmek için çaba sarf edeceksiniz, ödevler, projeler ve ne diye yaptığınızı bilmeyeceksiniz? Başarı beklemeniz elbette zor olacak bu bağlamda, o yüzden bir dili öğrenmek istediğimizde birden çok nedenlerimiz olmalı ve bu nedenlerle barışık halde olmalıyız.Bu sayede dil öğrenmek için ilk adımı atmış oluruz.

           Motivasyonumuzun bol olduğu günlere diyelim o zaman.

Görüşmek üzere 😇


 

NE KADAR DİJİTALSİN?

                     Ne kadar dijitalsin?





Bu soruyu belki duyuyoruz ya da soru olmayan haliyle de duyuyoruz''Ne kadar da dijitalsin?'' gibi.Hangisi denk geliyor size bilemem ama galiba hepimiz biraz fazla dijital olduk şu ara.Hiç bilgisayar yüzü görmemiş kişilerden tutun da, çok teknolojik kişilere kadar herkes biraz fazla dijital şu ara. Corono virüs elbette kastettiğim, yani virüs sonrası haller. Eğitim sektörü herşeyden önce online eğitim ile az biraz tanışıktı fakat virüs sonrası epey bir arkadaş oldular teknoloji ile.Gündemin en tepsine oturuverdi: online eğitim mi? Yüz yüze eğitim mi? soruları.Siz hiç düşündünüz mü? Hangisi sizce?  Her kafadan tabi ki sesler çıkacak, çünkü herkes farklı görüşlere sahip bu konuda.Biraz ben kendi düşüncemden bahsedeyim isterseniz.Bu süreci hem bir veli, hem de bir öğretmen olarak atlatmış bir kişiyim.Atlatmış derken geçtiğimiz eğitim dönemini kastediyorum.Hala önümüzdeki günler bir muamma.

Online eğitimin de yüz yüze eğitimin de farklı farklı avantaj ve dezavantajları var bence.Olaya ingilizce eğitimi açısından bakacağım, malum mesleğim, yıllardır içinde olduğum sektör bu olduğu için. Herşeyden önce küçük kızım ilkokul seviyesinde online derslerine devam ederken, ilk dikkatimi çeken-ki bu çocuklar teknolojiye alışkın-derste sıkılmış olmasıydı.Bu yaş grubunda eğlenceli hale getirmek durumundayız dersimizi, hoplamalı, şarkılı, resimli bir hale getireceğiz ki çocuk da ilgi duyabilsin.Kitap sayfaları arasında sürekli dikte ederek biraz zor sanki.Yüz yüze eğitimde de zaten TPR dediğimiz, total pyhsical response ile, hareketli bir tarzda yürütülen  derslerin online derslere aktarılması gerekir diye düşünüyorum.


Daha üst sınıflara çıktığımızda, elbette daha farklı durumlar ortaya çıkabiliyor.Üniversitede hazırlık  ingilizcesi öğretmek yüz yüze bile zorlu bir süreçken, online derslere aktarmak zor açıkcası.Bir şekilde başardık elbette bunu.Çok kısa da olsa değinmek istiyorum birkaç detaya.İngilizce dili eğitiminde daha doğrusu dil eğitiminde ,çift aktivitesi ya da grup aktivitesi dediğimiz öğrencinin birbiriyle etkileşimini artıran aktiviteler vardır ki bizler bunu derslerimizde çok farklı amaçlar için kullanırız. Bunu online derslere taşımak daha doğrusu amaçlarını en azından taşımaya çalışmak çok da kolay değildi aslında.Herşeyden önce öğrenciler derslere kameraları kapalı katıldılar, söz istediklerinde mikrofon açtılar. Peki böyle bir ortamda nasıl eski yöntemleri kullanabilirdik? Bununla ilgili çok özel bir yazıyı önümüzdeki günlerde paylaşmak istiyorum.

Sonuç olarak ingilizce eğitiminde, yani dil eğitiminde teknolojik yöntemlerden faydalanmak ve dersleri daha çekilir hale getirmek biz eğitimcilerin elinde.Elbette birçok detay var konuşmadığımız, konuşacağız.



Görüşmek üzere 😁



 

AHMET BÜKE ÇOCUK KİTAPLARI

 Belki biliyorsunuz, belki de yeni duydunuz burada. Kızımın inanılmaz keyifle okuduğu, hatta Acıbadem'de sürekli gittiğimiz kitapçının k...